Ümit's profileHer kaybettiğin şeyin ye...PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
|
June 30 Hatim KampanyasiSelamun Aleykum
Değerli, KARDEŞLERİM,ilk olarak Sehitlerimiz İcin Hatim Kampanyası baslattık inşallah sizlerde bu hatim kampanyamıza katılarak sehitlerimizin ruhlarına birer hediye göndeririz... KAMPANYAYA KATILMAK İÇİN BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
June 06 Geceyi Dosta Tahsis Etmek...İlahi muhabbetin alametlerinden birisi de,geceleri Yüce ALLAH‘a yalvararak ibadetle geçirmek,sevgilisi ALLAH ile baş başa kalmak iştiyakıyla gün batımını hasretle beklemek,kalbin ilahi sırlara ulaşması ve gaybı müşahede etmesi için Rabbine münacaatta bulunmaktır. Gönül ehli ariflere göre münacaat ancak kalple yapılır.Bu da kalbin gayb alemine ait gizlilikleri müşahede etmesi,melekût aleminin sırları içinde dolaşması,ruhların nuruyla ceberût aleminde yükselmesi ile olur. Yüce Sevgilinin nurlarının şuaları,o kalbleri götürerek ilahi sır hazinelerinin üzerine bırakır. Münacaat,kalbin ilahî yakınlığı görmesinin bir delili ve Cenab-ı Hak ile ünsiyet ettiğinin bir isbatıdır. ALLAHu Teala’dan rivayet edilen sözde şöyle buyurulmuştur: “Etrafı karanlık basınca beni unutup sabaha kadar uyuyan,sonra da beni sevdiğini iddia eden kimse yalan söylemiştir.Her seven,sevdiği ile baş başa kalmayı arzulamaz mı?İşte ben buradayım,sevdiklerime yakınım,onların gizli sözlerini ve sohbetlerini işitmekteyim;ben onların iniltilerine ve şikayetlerine şahidim.” Önceki alimlerin birinden nakledildiğine göre ALLAH (c.c) sıddıklardan birisine şöyle vahyetmiştir: “Gerçekten benim bazı kullarım var ki onlar beni sever,ben de onları severim.Onlar bana kavuşmayı özler, ben de onlara kavuşmayı arzularım.Onlar beni zikreder ben de onları zikrederim.Onlar bana nazar eder, ben de onlara nazar ederim.Onların yoluna girersen seni de severim.Onlardan yüz çevirirsen sana kızarım.” Bunun üzerine sıddık: “Ya Rabbi! Onların alameti nedir?” diye sorunca ALLAHu Teala şöyle vahyetti: “Şefkatli bir çobanın koyunlarını takip edip izlediği gibi,onlar da gündüzleyin gölgeleri takip ederek ibadet vakitlerini tesbite uğraşırlar.Gün batımında kuşun yuvasına dönmeyi arzuladığı gibi;onlar da bana ibadet için güneşin batmasını arzularlar.Gece olup her yanı karanlık kaplayıp,döşekler serilince,yataklar yayılınca ve her sevgili sevgilisiyle başbaşa kalınca, onlar bana ibadet için ayakta durur,yüzlerini benim için yere/secdeye sererler.Bana kelamımla münacaat ederler.Kendilerine ihsan ettiğim nimetlerimi zikrederek beni övüp dururlar.Bazen bağırarak,bazen ağlayarak,bazen eyvah ederek,bazen şikayet ederek,bazen ayakta,bazen oturarak,bazen rükûda,bazen secdede oldukları hâlde geceyi geçirirler.Onların benim için katlandıkları sıkıntıları görüyor,muhabbetimden dolayı nasıl dertlendiklerini işitiyorum.Onlara ilk olarak üç nimet veririm: Birincisi:Kalplerine nurumdan bir parça nur atarım;artık benim onlardan haber verdiğim gibi,onlar da benden haber verirler. İkincisi:Eğer yedi kat gökler,bütün yerler ve ikisinin içindekiler sevap olarak onların mizanına konacak olsa,onların yaptıklarına karşılık olarak bunları az bulur,kendilerine daha fazlasını veririm. Üçüncüsü:Onlara zatımla (özel olarak) yönelirim.Bir düşün,benim zatımla yöneldiğim bir dostuma ne vereceğimi hiç kimse bilebilir mi?” April 02 KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR…KULLUĞUM SULTANLIĞIMDIR… Hatırlıyorum, bir tanıdığım
'Şu halde illeti nedir?'
'İlâhî emir, sadece emredildiği için kılıyorum.'
'Ya hikmeti?'
'Saymakla bitmez. Ben, hemen aklıma gelenleri söyleyeyim. Herşeyden önce, cehennem ateşinin kalkanı, kabir azâbının siperi ve cennet kapılarının anahtarıdır. Ebedî saadet, onun sonsuza uzanan bir meyvesidir.
Namaz kalbe gıda, rûha şifa, bedene sıhhat, vicdana ölçü, akla istikâmet, iradeye kuvvet ve duygulara intizam verir.
Namaz, hayatı disiplin altına alır, günahtan korur, manevî kirleri temizler. Ruh, onunla nefes alır, huzur bulur, sükûna erer, Rabbine yönelir. Mânevî yükselişin merdivenidir namaz; bütün ibadetlerin özüdür.
Ancak bunların hiçbiri olmasaydı bile ben namazımı yine kılacaktım. Çünkü, faydalar teşvik edici olabilir, fakat asla hakiki sebep olamaz. Önce istenilmez, belki sonra verilir.'
O zaman söyleyemedim, dostuma şunları da söylemek isterdim:
'Namaz îmânımın ifadesidir, acizliğimin, zayıflığımın, çaresizliğimin, kısacası kulluğumun itirafıdır.
Namaz gözümün nuru, gönlümün gözbebeğidir. Dünyam onunla aydınlandı, hakikatı onun ışığıyla gördüm, diğer varlıkların ibadetlerini onun ilhâmıyla bildim.
Secdedeki zilletimde izzetimi bulmuşum. Allah'a baş eğişim, başkasına baş eğmeyeceğime dair yeminimdir. Alnım yeri öperken, rûhum da beni sayısız ni'metlerle yaşatan rahmet elini öpmektedir.
Namazda ben âlem olurum, âlem de ben olur. Yüce divanda kâinatın sözcülüğünü ederim. Dilsiz varlıklar benim dilimde dile gelir.
Seccade tahtım, secde saltanâtım... ve kulluğum sultanlığımdır.'
(SELAM VE DUA İLE KARDESİM...RABBİME EMANETSİN....)
(Rabbim Gönlüne Göre Versin. Razı ve Hoşnut Olduğu Kullardan Eylesin İnşallah) March 19 Hayırlı Kandiller...:: AKSAHİN ::...
http://elifinyeri.yoo7.com/RadyoElif-h2.htm
BILINIZKI BU RADYO HEPİMİZİN VE İLAHİ SEVENLER DAİM DAVETLİMİZDİR February 12 Namaz Kılıyor musun? (bence kiliyorsan da oku)
December 25 YOLUNACAK KAZ
Yanına baş vezirini de alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş. Padişah, ihtiyarı selamlamış:'Selamünaleyküm ey pîr-i 'Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor...' Padişah gene sormuş: 'Geceleri kalkmadın mı?''Kalktık... Lakin ellere yaradı...' Padişahla baş vezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah baş vezire dönmüş:'Ne konuştuğumuzu anladın mı?''Hayır padişahım...' Padişah sinirlenmiş:'Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.' Korkuya kapılan baş vezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telaşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hala orada çalışıyor.'Ne konuştunuz siz padişahla...' Adam, baş veziri şöyle bir süzmüş:'Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.' Baş vezir, yüz altın vermiş.'Sen padişahı, serdar-ı cihan, diye selamladın. Nereden anladın padişah olduğunu.''Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.' Vezir kafasını kaşımış.'Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne emek? ...' Adam, bu soruya cevap vermek için de bir yüz altın daha almış.'Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, yemek bulamıyoruz dedim.' Vezir bir soru daha sormuş...'Geceleri kalkmadın mı ne demek?' Adam bir yüz altın daha almış. 'Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim...' Vezir gene kafasını sallamış.'Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek...' Adam gülmüş.'Onu da sen bul...' November 29 Mini EtekSizden ricam sonuna kadar okuyun, okumadan mesaj yazmayın sağol var ol vs gibi.
Mini Etek Miralay mütekaidi 87’lik Hasan Sabri Beyefendi, torunu 25’lik Birsen’in suratına kezzap döküp yüzünü hurdehaş ve gözlerini kör etme suçundan Ağır Ceza Mahkemesi huzurundadır: November 21 ODUNCU İLE ŞEYTAN DÖVÜŞÜOdunculukla hayatını kazanan bir zat vardı. Allah'a karşı kulluk" vazifesini yapar, kimsenin ekşisine tatlısına karışmazdı. Bu zahit kişinin bulunduğu köyün yakınında bir köy daha vardı, onlar da dağda kutsal diye kabul ettikleri bir ağaca taparlar, ondan meded beklerlerdi.Oduncu, bir gün: «Şunların Allah diye taptıkları ağacı kesip odun edeyim, pazarda satarak ekmek parası kazanırım; hem de, bir kavmi Allah'a isyandan kurtarmış olurum» diye düşünerek Allah rızası için ağacı kesmeye karar verdi. Dağa doğru giderken karşısına acaip suratlı pis bir adam çıkarak nereye gittiğini sordu. Oduncu: - Halkın Allah diye taparak Allah'a isyan ettikleri ağacı kesmeye gidiyorum, dedi. Adam, oduncuya: - Ben şeytanım... O ağacı kesmene müsaade etmiyorum, deyince zahit oduncu, şeytana çok kızmıştı. Öldürmek için hücum ederek yere yatırdı ve üzerine oturup hançerini boğazına dayadı. Şeytan zahide: - Ey zahid, sen beni öldüremezsin. Allah bana kıyamete kadar müsaade etmiştir. Fakat gel o ağacı kesme, seninle anlaşalım. Ben sana her gün bir altın vereyim, sen de ağacı kesmekten vazgeç. Hem el ağaca tapıyormuş, günah işliyormuş senin neyine gerek, altınını al işine bak, dedi. Adam şeytanı bırakmıştı. Şeytan adama, akşam yatıp sabahleyin yastığının altına bakmasını söyledi ve anlaşarak ayrıldılar. Adam ağacı kesmekten vazgeçip, evine dönmüştü.. Akşam yatıp sabahleyin yastığının altına baktığında, altını gördü. Memnun olmuştu, ikinci gün oldu. Fakat bu sefer şeytan altını koymamıştı. Adam kızıp baltasını aldığı gibi dağa ağacı kesmeye gitti. Fakat yolda yine şeytanla karşılaştılar. Adam şeytana iyice kızmıştı. Görünce: - Seni sahtekâr seni, kandırdın değilmi beni?., diyerek üzerine hücum etti. Fakat evvelkinin tam tersine bu sefer şeytan adamı tuttuğu gibi altına aldı. Adam şaşırmıştı. Bu nasıl hâl der gibi şeytanın yüzüne bakıyordu. Şeytan: - Hayret ettin değil mi? Niçin bana yenildiğinin sebebini söyleyeyim: Dün sen Allah rızası için ağacı kesmeye gidiyordun. Seni değil ben, dünyadaki bütün şeytanlar bir araya gelsek yine yenemezdik. Lâkin şimdi Allah rızası için değil de, sana altını vermediğim için kızdığından gidiyorsun, işte o yüzden bana mağlup oldun ve sana ağacı kesmene müsaade etmeyeceğim, dedi. Şeytan'ın HilesiŞeytan, şeytanlığını yapabilmek için, insanların zihnine girebilmek için kendine bir yol arar ve bulur. Allah'tan sakınan, gece gündüz ibadet eden birçok kimse vardı. Onlar Allah'ı Allah'da onları sever, dualarını geri çevirmezdi. Allah'ın bu sevdiği kullarını insanlarda sever ve sayardı. Şeytan bu durumu değerlendirmeyi düşündü. Bu Allah dostları, halk tecelli edip vefat edince, Şeytan halkın içine girer ve onlara her fırsatta onları hatırlatmaya başlar. Şeytan'ın bu sözleri halkın beğenisini toplar. Bunun üzerine o salih inmsanların resimlerini yaparlar ve hergün o resimlere bakmaya başlarlar böylece ayrılık özlemlerini giderirler. Zamanla resimlerden heykellere geçerler. Bunları evlerine ve mabetlerine kadar her yere koyarlar. Resim ve heykelleri ilk yapan bu insanlar Allah'a ibadet ediyorlar. O'na ortak koşmuyorlardı. Bu heykellerin taştan yapıldığını, yarar ve zararı olmadığını biliyorlar, ancak gene de saygı gösteriyorlardı. Gittikçe heykeller çoğaldı. Heykellerin çoğalmasıyla saygıda çoğaldı. Heykellere saygı ve bağlılık gösterisinde bulunmak moda oldu. Öyle olduki, salih bir kimse vefat edince, hemen heykelini yapmak bir görev haline geldi. Nesiller geldi nesiller gitti. Çocuklar torunlar babalarının ve dedelerinin heykellere tavırların görmüş, onların önünde başlarını eğdiklerini, saygı duruşunda bulunduklarını görmüşlerdi. Boynuz kulağı geçer misali, çocuklar saygıda babalarınıda geçtiler, secde etmeye, ihtiyaçlarını heykellerden istemeye başladılar. Bu arada heykeller için kurban kesmelerde başlamıştı. Sonunda heykeller putlaştı. İnsanların ihtiyaçlarını gideren tanrılar olarak kabul görmeye başladı. İbadet artık onlaraydı. Şeytan'ın tuzağına düşülmüştü. November 19 KULLUĞA YAKIŞIR MI ? Horasan vâlisi Abdullah bin Tâhir, çok âdil biriydi. Jandarmaları birkaç hırsız yakalamış, vâliye bildirmişlerdi. Getirilirken hırsızlardan birisi kaçtı. O sırada Hiratlı bir demirci, Nişapur'a gitmişti. Demirciyi, gece eve giderken, jandarmalar yakaladılar ve diğer zanlılarla beraber vâliye çıkardılar. Vâli dedi ki: - Hepsini hapsedin! Bir suçu olmayan demirci, hapishanede hemen abdest alıp, namaz kıldı. Ellerini uzatıp: ''Yâ Rabbi! Bir suçum olmadığını ancak sen biliyorsun. Beni bu zindandan ancak sen kurtarırsın!'' diye duâ etti. Vâli uyurken rüyâsında dört kuvvetli kimse gelip, tahtını ters çevirecekleri zaman uykudan uyandı. Hemen kalkıp, abdest aldı, iki rek'at namaz kıldı. Tekrar uyudu. Tekrar o dört kimsenin tahtını yıkmak üzere olduğunu gördü ve uyandı. Kendisinde bir mazlumun âhı olduğunu anladı. Vâli hemen hapishane müdürünü çağırtıp sordu: - Acaba bu gece hapishanede mazlum birisi kalmış mı? Müdür dedi ki: - Bunu bilemem efendim. Yanlız biri namaz kılıyor, çok duâ ediyor göz yaşları döküyor. - Hemen adamı buraya getiriniz. Demirciyi vâlinin yanına getirdiler. Vâli hâlini sorup, durumu anladı, ve dedi ki: - Sizden özür.diliyorum.Hakkını helâl et ve şu bin gümüş hediyemi kabul et. Herhangi bir arzun olunca bana gel! Demirci de cevabında dedi ki: -Ben hakkımı helâl ettim. Verdiğiniz hediyeyi kabul ettim. Fakat işimi, dileğimi senden istemeye gelemem. - Neden gelemezsiniz? - Çünkü benim gibi bir fakir için, senin gibi bir sultanın tahtını birkaç defa tersine çevirten sâhibimi bırakıp da, dileklerimi başkasına söylemek kulluğa yakışır mı? Namazlardan sonra ettiğim duâlarla beni nice sıkıntılardan kurtardı. Pek çok murâdıma kavuşturdu. Nasıl olur da başkasına sığınırım? Rabbim, nihayeti olmayan rahmet hazinesinin kapısını, ihsân sofrasını herkese açmış iken, başkasına nasıl giderim? Kim istedi de vermedi? Kim geldi de, boş döndü? İstemesini bilmezsen, alamazsın. Huzûruna edeple çıkmazsan rahmetine kavuşamazsın! Akıl isen nemâzı, çün saâdet tâcıdır. Sen namazı şöyle bil ki, mü'minin mi'râcıdır. November 10 ŞEYTAN DAN MEKTUPŞEYTAN DAN MEKTUP/BUNU OKUYALIM,OKUYALIMDA GAFLETTEN UYANALIM BİİZNİLLAH.. EUZUBİLLAHİMİNEŞŞEYTANİRRACİM BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM (KOVULMUŞ ŞEYTandAN RABBİME SIĞINIRIM) November 02 BEN HANGİSİNİ DAHA İYİ BESLERSEMYaşlı adam kulebesinin önünde oturmuş az ötede bir biri ile boğuşup duran iki köpeği izliyorlardı. Köpeklerden biri beyaz, biri siyahtı ve 12 yaşındaki çocuk kendini bildi bileli o köpekler dedesinin kulebesi önünde boğuşup duruyorlradı. Dedesinin devamlı göz önünde tuttuğu, yanından hiç ayırmadığı iki iri köpekti bunlar. Çocuk, külübeyi koruması için biri yeterli gözükürken niye ötekininde olduğunu, hem niye renklerinin illa da siyah ve beyaz "onlar " dedi, "Benim için iki simgedir evlat" "neyin simgesi?" diye sordu cocuk, "iyilik ve kötülüğün simgesi. Aynen şu gördüğün köpekler gibi iyilik ve kötülük içimizde devamlı mücadele eder, durur. onları seyrettikçe ben hep bunu düşünürürm. Onun için yanımda tutarım onları." Çocuk sözün burasında "mücadele varsa kazananıda olmalı!" diye düşündü ve her çocuğa has bitmeyen sorularına yenisini ekledi; "Peki, sence hangisi kazanır bu mücadeleyi?" Bilge reis derin bir gülümsemeyle baktı torununa; "Hangisimi evlat? Ben hangisini daha iyi beslersem o !"October 29 Sadece Allah'a ayıracak zamanınız varsa okuyun.
Bu maili aldığımda düşündüm ki.... Hele de çalışırken. Sonra böyle düşünmenin kesinlikle günümüzde birçok Biz Allah'ı Cuma günleri mescide sığdırmaya çalışıyoruz... ve, nadiren kalkılsa da Sabah namazlarına.... Hastalıklarımız, zayıflıklarımızda etrafımızda olsun istiyoruz.... ve, hiç şüphesiz, cenazelerde. Maalesef, O'nun için işte, oyunda yerimiz ve zamanımız yok... Çünkü... işlerimizi kendimiz halledebiliriz düşüncesi hayatımıza girmiş. Allah beni affetsin, .... O'nun hayatımda ilk sırada olmaması gerektiğini kabul ettiğim yer ve zamanların varlığından dolayı. Her zaman O'nun bizim için yaptıklarını daima Bu mesajı gönderirseniz, adres listenizdeki herkese October 22 TÜM ŞEHİTLERİMİZ İÇİN
H@CKED AKSAHİN !!
http://aksahin111.spaces.live.com
BILINIZKI SONUNUZ ALEVLI BIR AHTIR INTIKAM ALANLARIN EN HAYIRLISI ALLAH´TIR ...:: HER GÜNÜM CENAZE, HER GÜNÜM ŞEHİT. BUNLARIN SEBEBİ BİR İT OĞLU İT EĞİL KULAK VER CEDDİNE; TÜRK'E KEFEN GİYDİRMEK HANGİ İT'İN HADDİNE ?::...
October 15 BÖYLE BİR DOST VAR MI ?BÖYLE BİR DOST VAR MI ? Öyle birini dost edinme fırsatınız var ki : • Her zaman sizin ona ihtiyacınız oluyor , onun ise aslında size hiç ihtiyacı olmadığı halde sizi dost telakki ediyor , size tenezzül buyurup iltifat ediyor , • Siz ona 1 adım yöneldiğinizde o size 10 adımla yöneliyor , • Darda kaldığınızda imdadınıza yetişiyor , zorlukları açıp kolaylaştırıyor , • Çokça ikram ediyor , cömertliğini hiç bırakmıyor , • Çok zengin , hiçbir şeye muhtaç olmuyor , • Çok merhametle ve şefkatle muamele ediyor , merhameti gazabına gâlip geliyor , • Sözünden asla dönmüyor , • Özür dilediğinizde hatanızı görmezden geliyor , affediyor , • Her yaptığı işi yerli yerince ve kusursuzca yapıyor , • Kendisini vekil edinenlerin işlerini mükemmelce yerine getiriyor , • Hayırlı işlerinizde sizi destekleyip size yardım ediyor , • Kendisini memnun eden işleriniz için kat kat fazlasıyla karşılığını veriyor , • Çok sabırla ve yumuşak muamele ediyor , • Bir şey talep ettiğinizde bu talebinize muhakkak karşılık veriyor , • Mağlup edilemiyor , her şeye gücü yetiyor , • Hakemlik yaptığında en adaletli hükmü veriyor , • Kendisine itimat edenlerin umudunu boşa çıkarmıyor , • Kendisini sevdiğinizde , itaat ettiğinizde sizi sevip koruyor , • Her şeyde ve her hadisede büyüklüğünü gösteriyor , • Dilediği şeyi mutlaka yapıyor , • Sizin için faydalı olan doğru yolu tavsiye ediyor , • Mazlumun hakkını zalimden zerresine kadar alıyor ve zalimi zelil ediyor , • Kendisine sığınanları himaye edip emniyete kavuşturuyor , • Sevdiklerinin mertebelerini yükseltip güzel makamlar veriyor , • Hiç beklemediğiniz bir anda sizi sevindiriyor , • Bütün icraatlarında hakkı , adaleti ve dengeyi gözetiyor , • Cezalandırmaya gücü yettiği halde cezalandırmada acele etmiyor , muhataba kendini düzeltir diye mühlet veriyor , • İdaresi altında bulunanların bütün ihtiyaçlarını karşılıksız temin ediyor , • Siz öldükten sonra yüzyıllar geçse de sizi unutmuyor , sizinle ilgileniyor , O ; SİZE HİÇ DE UZAK OLMAYAN , ŞAHDAMARINIZDAN DAHA YAKIN OLAN ALLAH’TIR . BU DOSTLUĞUN TEK BİR ŞARTI VAR : “ HAYATINIZ VE ÖLÜMÜNÜZ ” O ‘ NUN İÇİN ve O ‘ NUN YOLUNDA OLMALI September 25 KADINI AĞLATIRKEN DİKKAT EDİN............bir kadını ağlatırken çok dikkat edin..!!! September 22 EVLİLİK AĞACIYeni evli bir çift vardı.Evliliklerinin daha ilk aylarında,bu işin hiçde hayal ettikleri gibi olmadığını anlayıvermişlerdi.Aslında birbirlerini sevmiyor değillerdi.Son zamanlarda o kadar sık olmasada,evlenmeden önce sık sık birbirlerini çok sevdiklerine dair ne kadar da dil dökmüşlerdi.Ama şimdilerde,küçük bir söz,ufak bir hadise aralarında orta çaplı bir kavganın çıkmasına yetiyordu.Bir akşam oturup,ilişkilerini gözden geçirmeye karar verdiler.Her ikiside boşanmayı istememekle beraber,işlerin böyle gitmeyeceğininde farkındaydılar. Erkek" aklıma bir fikir geldi."dedi. "bahçeye br ağaç dikelim ve eğer bu ağaç üç ay içinde kurursa boşanalım.Kurumazda büyürse bunu bir daha aklımızdan geçirmeyelim.Bu süre içinde ayrı odalarda yatalım." Bu ilginç fikir hanımınında hoşuna gitti.Ertesi gün gidip bir meyve fidanı aldılar ve bahçeye diktiler. Aradan bir ay geçti.Bir gece bahçede karşılaştılar.Her ikisininde elindeiçi su dolu birer bidon vardı. September 19 D O S TDOST VAR;UĞRUNA ÖLÜNÜR... DOST VAR;UĞRUNA CAN VERMEK BİLE 'UCUZ'KALIR... DOST VAR;SEVDİĞİ İNSANA BİR ZARAR GELECEK ENDİŞESİYLE, AKREP,ÇIYAN YUVALARINI TOPUĞUYLA KAPAR... BUNU YAPMAK YETMEZ DOST İÇİN... SEVDİĞİ İNSAN UĞRUNA ÖMRÜNÜ VERİR. VERİLEN BİR ÖMÜRDÜR... BİR YILINI,İKİ YILINI,ON YILINI,YİRMİ YILINI DEĞİL,'ÖMRÜNÜ VERMİŞTİR... DOST VAR;SEVDİĞİ İNSANIN UĞRUNA ÖLMEYE HAZIRDIR. DÜŞMANLAR GELECEK, KATLETMEK İSTEDİĞİ NEBİ'NİN YATAĞINDA VEFALI BİR GENÇ,DELİKANLIYI BULACAKTIR... BU DELİKANLI DOSTTUR...VE HEP 'DOST'KALMIŞTIR. DOST VAR;GÜLE BENZER... O KADAR GÜZEL KOKAR Kİ,DİKENLERİNİN VERDİĞİ ACI HİSSEDİLMEZ... BİR DE DOST VAR Kİ,DİKENLERİNİN YOL AÇTIĞI KAN VE YARA KORKUSUNDAN, GÜL RAYİHASINI ALMAK MÜMKÜN DEĞİLDİR. DOST VAR;HAZMEDEMEZ... SİNDİRİM SİSTEMİ BOZUKTUR... DOST VAR;FIRINA GİRMEYİ SEVMEZ... AMA,EKMEĞİ HERKESTEN ÖNCE BÖLER... DOST VAR;SÖZÜ İTİBARSIZ SENETTİR... GÜVENİRSENİZ MÜFLİS OLURSUNUZ... DOST VAR;YOLLARDA BIRAKIR... BÖYLESİYLE ADIM BİLE ATILMAZ... YOLA BERABER ÇIKMAK,NETİCEYİ KABULLENMEKTİR. DOST VAR;DÜŞMANDAN TEK FARKI,BİRAZ DAHA MÜTEBESSİMDİR. AMA BİR DÜŞMEYE GÖR;DÜŞMANIN 'KAHKAHALARI', O'NUN'TEBESSÜMÜNÜN'YANINDA 'SESSİZ'KALIR. DOST VAR;İYİLİĞİNİ İSTEMEZ...DÜŞMAN İÇİN ÖNÜNE BİR TAŞ DA O KOYAR. SONRA BU DA YETMEZ 'DOST'İÇİN!... 'BELKİ BENİM KOYDUĞUM TAŞLA DÜŞMEZ'DİYE,SENİN DÜŞMANINA DA, 'ŞURAYA İP GERMEYİ UNUTMA'DİYE TEMBİHTE BULUNUR. DOST VAR;SADECE YÜZÜNE GÜLER... ARKANDAN VURMAK,HANÇERLEMEK İÇİN 'MALZEME'ARAR.HİÇBİR FIRSATI KAÇIRMAZ... LAKİN BUNLAR DA 'DOSTTUR'!.. 'DÜŞMANIN'DİYEMEYECEĞİMİZ DOTLAR!... BÖYLELERİNİ GÖRÜNCE OTURUR BİR KÖŞEDE AĞLAR;DOSTLARIN ELİNE DÜŞÜRME ALLAH'IM DERSİNİZ. AHHH!Hz.EBU BEKİR...,AHHH!Hz.ALİ... MÜSLÜMANLIĞI SİZLERDEN ÖĞRENDİK. KEŞKE DOSTLUĞU VE VEFAYI DA SİZLERDEN ÖĞRENEBİLSEYDİK... September 15 AYRILIK |
|
|